Karabaş Mah. Müneccim Arif Sk. 25/1 İzmit/Kocaeli

İdare Hukuku

İdare, kelime anlamı olarak yönetme, devlet yönetimi anlamına gelir. İdare hukuku genel anlamda, devletin yapılanmasını, devletin yönetime dair işlemlerini, idarenin yaptığı sözleşmeleri, kamu hizmetlerinin yürütülmesini ve kolluk kuvvetlerinin faaliyetlerini düzenler.

Soyut bir kavram olan idare, kolluk faaliyetleri, bireysel işlemler ve düzenleyici işlemler gibi konularla bireylerin yaşantısında somut hale gelir. İdarenin her türlü işlemi ve kararı kişilerin günlük hayatında belirginleşir. 

Örneğin valiliğin bir caddenin trafiğe kapatılması veya baz mekanlarda sigara içilmesinin yasaklanması kararı gibi. İdarenin yaptığı işlemler bazen toplumun tamamını ya da belli bir kısmını etkilerken bazen de sadece bazı niteliklere sahip şahısları etkiler.

Bu fark da düzenleyici işlem, bireysel işlem ayrımında ileri gelir. Bu ayrımın önemi idarenin aldığı bu kararlara karşı yargı yoluna kimin ya da kimlerin başvurabileceğinin belirlenmesinde ortaya çıkar.

İdare, kamu gücüne dolayısıyla da yaptırım imkanına sahip olduğu için teorik olarak sınırsızdır. Toplumun ve bireylerin yaşamına doğrudan müdahale etme ihtimali söz konusudur. 

Bu gücün sınırlandırılması gerektiği yerde ise idare hukuku devreye girer. Kamu gücüne sahip idarenin denetlenmesi idari yargı yolu ile olur. Tam da bu noktada idarenin takdir yetkisi ile idari yargının idareyi denetleme yetkisi karşı karşıya gelir. 

İdarenin takdir yetkisi sınırsız olmayıp hukuk devleti ilkesi ile kısıtlanmıştır. Buna karşın idari yargı da idarenin her türlü kararını denetleyemez. Buna da yerindelik denetimi yasağı denir. İdari yargı makamları idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak şekilde karar veremezler. 

İdare, mevzuatın ve hukuk devleti ilkesinin dışına taşmamak zorunda iken idari yargı makamları da idare organlarının adete yerine geçerek karar almamalıdır. Bu kısıtlamalar kuvvetler ayrılığı prensibinden ileri gelir. 

Her iki taraf arasındaki dengenin sağlanıp korunabilmesi için idarenin kendisini hukuk kuralları ile sınırlaması, idari yargı makamlarının da idarenin yaptığı işlemleri yalnızca hukuka uygunluk açısından denetlemesi gerekir. 

Bunun sağlanabilmesi için de idare her türlü işlem ve eyleminde kamu yararını gözetmeli, idari yargı da kendisini idari makamların yerine koymadan sadece hukuka uygunluk denetimi ile ilgilenmelidir.

Diğer hukuk dallarından farkı düşünüldüğünde idare hukukunda iki taraf arasında açık bir eşitsizlik olduğu görülmektedir. Bir tarafta tüm teşkilatı ve kamu gücü ile idare dururken, karşısında ise çoğu zaman kendisini korumak için yine idarenin kendisine başvurmaktan başka çaresi olmayan “birey” vardır. 

Taraflar arasındaki bu ezici farkın tolere edilebilmesi için idarenin gücünün hukukla sınırlandırılması zorunludur. İdare zaman zaman bu sınırları aşar ve eski sınırlarına dönebilmesi için de denetlenmesi gerekir. 

Denetlenmediği durumlar ise despot ve kural tanımaz yönetimlerin ortaya çıkması demektir. Burada idarenin kendisini, bizzat kendi koyduğu kurallarla sınırlandırdığının altı çizilmelidir. 

Örneğin kişi hak ve özgürlüklerini sınırlama özelliği taşıyan bir yönetmelikte idarenin yetkilerinin sınırının yine bu yönetmelikle çizilmesi gibi.

Tavsiye : Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu ve Cezası
 

İdare hukuku diğer hukuk dallarına nazaran daha yeni bir hukuk dalıdır. Temeli kamu gücü ve bu gücün sınırlandırılması olduğundan, insan hak ve özgürlükleri düşüncesinin gelişimine paralel bir ilerleme kaydettiği söylenebilir.

İnsan hak ve özgürlükleri konusu her geçen gün daha çok önem kazandığından buna bağlı olarak da idare hukukunun da sürekli ve hızla gelişeceği söylenebilir.

İdare hukuku görece yeni bir hukuk dalı olduğundan dağınık halde bir mevzuata sahiptir ve yargı kararları ile gelişerek ilerlemektedir. Bu alanda bilgi sahibi olabilmek için bu yargı kararlarının düzenli olarak takip edilmesi gerekir.

İdarenin işlemleri hakkında yapılacak bir başvuru ya da açılacak bir davada bu hususlara hakim olunmalıdır. Büromuz genç ve dinamik kadrosuyla hukukun bu dalında tüm gelişmeleri yakından takip etmektedir.

İdari Davalar

Girişte de belirttiğimiz üzere idari davalar; iptal davaları, tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden doğan davalardır. 

İdarenin hantal işleyen yapısı sıkça hak ihlallerine neden olmaktadır. Kendisine verilen disiplin cezasının iptalini isteyen öğrencinin, görevinden ayrılan ve hissesini de devreden buna rağmen kendisine vergi ödeme emri tebliğ edilen yönetim kurulu üyesinin, karayolundaki levhaların yetersizliği nedeniyle kaza yapan sürücünün veya imtiyaz sözleşmesindeki tek taraflı değişiklikleri haksız bulan şirketin başvuracağı yol idari dava açmaktır. 

Bu sayede idari yargı mercileri idarenin, idari işlemi tesis ederken ya da eylemlerde bulunurken hukuka aykırı davranıp davranmadığını denetler. 

Hukuka aykırı bir durum tespit ederse ya işlemin ortadan kaldırılmasına ya da zararın giderilmesine karar verir. Böylece idare yine eski sınırlarına yani hukuk alanına geri dönmüş olur.

İdari Yargıda Ek Dava

İdarenin eylem ve işlemlerinden zarar görenler mahkemeye sundukları dava dilekçesinde talep ettikleri tazminat miktarını belirtirler. Bazı durumlarda ise zararın tamamının belirlenmesi imkansızdır ya da belirlemesini talep edenden beklemek mümkün değildir. 

Bu gibi durumlarda zararın miktarı davanın ilerleyen aşamalarında yapılacak araştırma sonucunda ortaya çıkacaktır. Kurala göre mahkemeler talep edilen kadarına hükmedebilirler. Fakat zararının miktarını kendisi dahi tam olarak tespit edemeyen kimselerin hak kaybı yaşamaması için dava devam ederken ek dava açma imkanı tanınmıştır. 

Örneğin trafik polisinin hatası nedeniyle zarara uğrayan bir kimse dava devam ederken alınan bilirkişi raporu uyarınca talebini artırarak zararının tam olarak karşılanması imkanına sahip olmalıdır. Fakat zaman zaman yüksek idari yargı mercileri tarafından talebe bağlılık ilkesine sıkı sıkıya uymak amacıyla taleplerin artırılmasına imkan verilmemektedir. 

Bunun yanında bu tür davalarda dikkat edilmesi gereken başka bir konu da ıslahın zamanında ve tespitlere uygun yapılmasıdır. Bu konuda hata yapılırsa yargılamanın bazı masraflarına katlanmak zorunda kalınabilir. Bunun için de bir avukatlık bürosundan yardım alınması faydalı olacaktır.

Tam Yargı Davası

Tam yargı davalarını idareye karşı açılacak tazminat davaları olarak tanımlamak mümkündür. İdarenin bir eylemi yapmasından veya yapmamasından ya da bir işleminden dolayı zarar gören kişilerin  açması gereken davadır. Uğranılan zarar idarenin bir işleminden kaynaklanıyorsa, hem zararın giderilmesi hem de işlemin iptali aynı davada talep edilebilir.

Tam yargı davasında davacı, uğradığı zararın hangi işlem ya da eylem sonucu meydana geldiğini açıklar ve zararı ispatlamaya çalışır. İdari işlem ya da eylemin mevzuatın hangi hükmüne ve hukuka hangi yönde aykırı olduğunu belirtir. 

Olayın özetini, hukuka aykırılık sebeplerini ve yürütmeyi durdurma talebinin dayanaklarını belirtir. Eğer idari işlem var ve bunun iptali isteniyorsa hukuka aykırı olup olmadığı araştırılır. Yine zarar bir idari eylemden kaynaklanıyorsa gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılarak idarenin bir kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun olup olmadığı belirlenir. 

En sonunda da hukuka aykırılık ve zarar olduğuna kanaat getirilirse mahkeme tarafından idari işlemin iptali ve ilgilinin zararının idare tarafından giderilmesine karar verilir.

Tam yargı davası ile sadece maddi tazminatlar değil manevi tazminat da talep edilebilir. Örneğin teröristlerle girdiği çatışmada yaralanarak bir bacağını kaybeden ve hastanede tedavi gören asker hem maddi hem de manevi tazminat talebinde bulunabilir.

İdari İptal Davası 

İdari iptal davası, idarenin bir işlemi hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarının en az birinin hukuka aykırı olduğu iddiası ile açılır. Amaç hukuka aykırılığı tespit ettirerek işlemin iptalini dolayısıyla da geriye dönük ortadan kaldırılmasını sağlamaktır. Örneğin kendisinin adına kayıtlı taşınmazın üzerinde belediye encümeni tarafından alınan imar uygulaması kararının maksat unsuru açısından hukuka aykırı olduğunu düşünen malik iptal davası açmalıdır. Tüm bu süreç içinde bir avukattan hukuki destek alınmalıdır. Dava dilekçesinin idare mahkemesi başkanlığına hitaben yazılması ve ilgili belgelerin dilekçeye eklenmesi gerekir. Mahkemeden duruşma yapılması talep edilebilir. Dava ile birlikte yürütmenin durdurulması kararının da talep edilmesi, telafi edilmesi mümkün olmayan durumların önüne geçilmesi açısından önemlidir.

İdari Sözleşmeden Doğan Davalar

İdari sözleşmeler aslında şartlarını idarenin tek taraflı olarak belirlediği ve müzakereye açık olmayan sözleşmelerdir. İdari sözleşmelerde taraflardan biri idaredir ve idare bu ilişkide kamu gücünü kullanır. Sözleşmenin konusu kamu hizmetine ilişkindir. 

İdari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar hakkında hem iptal davası hem de tam yargı davası açılabilir. İdari sözleşmelerin belli bazı kurallara uyularak yapılması, sözleşme kurulduktan sonra da tarafların bu kurallara uymaya devam etmesi gerekir. 

İdarenin bu sözleşme kurallarına uymadığı durumlarda zarar görenler idari sözleşmeden doğan davaları açabilir. İptal davası açılabileceği gibi iptal davası ile birlikte tam yargı davasının açılması da mümkündür. Yine burada da yürütmenin durdurulması talebi, olası zararların önüne geçecektir.

İdari yargı davaları nelerdir ?

İdari yargı davaları, davadaki talebe göre sınıflandırılır;

Eğer idarenin bir işleminin iptali isteniyorsa burada açılması gereken iptal davasıdır. İptal davası, idarenin gerçekleştirdiği idari işlemin mahkeme tarafından iptal edilmesi istemiyle açılır. Burada ilgili, idarenin, sonuçları kendisini (de) ilgilendiren bir tasarrufunun etkileri geriye dönük olacak şekilde ortadan kaldırılmasını istemektedir. İptal davaları idari yargı davaları arasında en çok karşılaştığımız dava türüdür. İptal davasında mahkeme idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden herhangi biri nedeniyle hukuka aykırı olup olmadığını inceler. Eğer bunlardan birinde bir hukuka aykırılık tespit ederse işlemi ortadan kaldırır. Bu durumda idare bu karar uymak zorundadır. Kararın ortadan kaldırılması neticesinde yeni bir karar tesis edilmesi gerekir. Memuriyetten çıkarılan bir kişinin iptal davası açması neticesinde mahkemenin ihraç kararının hukuka aykırı olduğunu tespit ederse idare kişinin görevine geri dönmesi için gerekli işlemleri ve düzenlemeleri yapması örneğinde olduğu gibi. Bu örnekte bahsettiğimiz davayı, idari işlemin ilgilisi yani idari işlem kendisine uygulanan kişi açabilir. Bu durum da idari işlemin sonuçlarından kimin etkilendiğinin tespitini gerekli kılmaktadır. İdarenin yaptığı işlemlerde birçok hukuka aykırılık bulunabilmektedir. Bunlar zaman zaman gözden kaçmakta, aykırılığın tespiti detayların bilinmesine bağlı olduğu için zorlaşabilmektedir. Hukuka aykırılık denetimi de kendiliğinden harekete geçmediği için hak kaybı ihtimali yüksek olmaktadır. Bu nedenle uygulanan işlem bir hukukçu yardımı ile gözden geçirilmelidir.

Bir diğer idari yargı dava türü tam yargı davasıdır. İdare, bazen hizmet kusuru ile bazen ise kusuru dahi olmadan ilgililerin zararının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Tam yargı davaları da zararın giderilmesi istemine dayanır. Bu dava nitelik olarak özel hukuktaki tazminat davasına benzer. Eğer ilgilinin zararı bir idari işlemin uygulanmasından kaynaklanıyorsa bu durumda zararın karşılanması talebi işlemin iptali ile birlikte istenebilir. İşlemin iptali ile yürütülmesinin mahkeme tarafından durdurulması da talep edilebilir. Bu da işlemin istenmeyen ve telafisi mümkün olmayacak sonuçlarının önüne geçebilmek açısından önemlidir.

İdari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar ise kendilerine özgü dava türü olan idari sözleşmelerden kaynaklanan davalar ile çözümlenir. İdari sözleşmelerin konusu bir kamu hizmetinin görülmesidir. Sözleşme temelde iki eşit seviyede bulunan taraf arasında gerçekleşir. İdari sözleşmelerde ise taraflardan biri kamu gücünü kullanan idaredir. Buna dayanarak idare bu sözleşmelerde tek yanlı kararlar ve önlemler alabilir. Bu durumda bu tip sözleşmelerden kaynaklanan problemler idari yargı mercilerinde çözülmelidir. Bir tarafı idare olan su, telefon, doğalgaz aboneliği sözleşmeleri veya kira sözleşmelerinden kaynaklanan anlaşmazlıkların çözümü için bu dava türüne başvurulur. İdari sözleşmelerin en önemli ve en sık karşılaşılan türünün kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri olduğunu söylemek mümkündür. Bir kamu hizmetinin belli bir süre imtiyaz sahibi tarafından imtiyazla sınırlı olarak yürütülmesini ifade eder. İdare tarafından belirlenen şartname uyarınca imtiyaz sahibi tarafından devralınır. İmtiyaz sahibi ile kamu hizmetinden yararlanan arasında artık özel hukuk hükümleri uygulanır. İdarenin özel hukuk sözleşmeleri, idari sözleşmelerle karıştırılmamalıdır. İdarenin mal ve hizmet temini için yaptığı sözleşmeler özel hukuka tabidir ve uyuşmazlıkları adli yargı alanında çözülür. Fakat yine de özellikle ihaleye hazırlık ve ihalenin koşulları aşaması bakımından, özel hukuk kişilerinin kendi aralarında yaptığı sözleşmelerden ayrılır.

İdari davalar hangi mahkemede görülür ?

İdari davaların görüleceği ilk derece mahkemeleri idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleridir. İdare mahkemeleri idari yargı alanında genel yetkili mahkemelerdir. Aksine bir düzenleme olmadığı sürece idari uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalar idare mahkemelerinde görülür. Vergiler ve vergi gibi mali yükümlülükler olan resim ve harçlarla ilgili uyuşmazlıklar ise vergi mahkemelerinde görülür. Bu iki mahkemenin verdiği kararlara karşı yapılan istinaf başvurularını ise bölge idare mahkemeleri inceler. Bölge idare mahkemesinin bu istinaf başvurusu karşısında vereceği iki türlü karar vardır. Bunlar ret ve kabul ile yeniden karar vermedir. İdari yargıda en üst merci Danıştay’dır. Danıştay, ilk derece idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvurularını inceler. Bunun yanında bizzat kendisinin ilk derece mahkemesi olarak incelediği davalar da vardır.

0 262 331 07 59
Logo
Tam kapanma döneminde alanında uzman avukatlarımız ile online danışmanlık sürecini hemen planlayabilir, yanıtını merak ettiğiniz sorulara 7/24 ulaşabilirsiniz.
This is default text for notification bar