Karabaş Mah. Müneccim Arif Sk. 25/1 İzmit/Kocaeli

Eksen Hukuk » Blog » İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası

İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası

İzale-i şuyu davası, ülkemizde özellikle miras hukuku bağlamında mirasçılar arasında sıklıkla karşılaşılan bir dava türüdür. Daha ziyade kırsal yerleşim yerlerindeki araziler için anlaşmazlığa düşen taraflar bu davada karşı karşıya gelir.

Davanın konusu daire, arsa veya bir tarla olabilir. Kendilerine kalan mirası resmen değil de fiilen bölüşen kişiler, mirasın intikalinin üzerinden yıllar geçtikten sonra bile aralarından birinin ya da bir kısmının ortaklığı daha fazla sürdürmek istememesi veya örneğin kendi miras payını satıp paraya çevirmeyi düşünmesi sonucunda bu davanın tarafı olmaktadır.

Dava sonucunda ortaklık konusu ya bölünerek aynen paylaştırılır ya da bu mümkün değilse satış sonucu elde edilen para ortaklara pay edilir. Böylece ortaklık son bulur.

Taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet ihtimalleri çeşitlidir. Bu mallar üzerinde mülkiyetin sahibi bir kişi olabileceği gibi birden fazla da olabilir. Bir malın birden fazla sahibinin olması çeşitli nedenlere dayanabilir; maliklerin kendi aralarında anlaşması ya da kanunların emredici hükümleri gibi.

Bir mal üzerinde birden fazla kimse hak sahibi ise bu durumda ya paylı mülkiyetten ya da elbirliği ile mülkiyetten söz edilir. Bu iki çoklu mülkiyet çeşidi, maliklerin malın tamamına sahip olup olmaması yönüyle birbirinden ayrılır.

Eğer her malik malın tamamı üzerinde hak sahibi ise burada elbirliği ile mülkiyet vardır. Fakat malikler belli paylarıyla mala sahipse burada paylı mülkiyet söz konusudur. Paylı mülkiyette mülkiyet bir tanedir, paydaşlar bu mülkiyeti birlikte kullanır. Elbirliği ile mülkiyette ise malik sayısı kadar mülkiyet vardır.

Paylı mülkiyet durumunda ortada maddi olarak bölünmüş olmayan bir meta vardır. Her bir paydaş (hissedar) mal üzerinde hissesi oranında söz sahibidir. Aksi kararlaştırılmadıkça her paydaşın payı eşittir. Yine paydaşlardan her biri kural olarak hissesini bir üçüncü kişiye devredebilir.

Elbirliği ile mülkiyet ise kanun ya da kanundan doğan sözleşmeler dolayısıyla ortaya çıkar. Paylı mülkiyetin aksine burada maliklerin belirli payları yoktur. Her bir ortak malın tamamına sahiptir. Buradaki mülkiyetin bu şekilde yaygın olması, ortakları birlikte hareket etmeye zorlayan unsurdur. Kanun aksini emretmiyor, sözleşmede de başka hüküm bulunmuyorsa tüm yönetim ve tasarruf işlemleri için oybirliği gerekir.

İzale-i şuyu davası, bahsettiğimiz bu ortaklık durumlarını ortadan kaldırmak için başvurulan bir yoldur. Ortaklığın herhangi bir nedenle devam etmesi mümkün görünmüyorsa bu dava açılarak her bir malikin şahsi mülkiyetini mümkün kılan düzene geçilir. Ya da dava sonucunda mal satılarak parası ortaklar arasında paylaştırılır. Her iki durumda da sonuç olarak ortaklık giderilmiş olur.

Bu noktada şufa (önalım) hakkı davaları konusuna da değinmek gerekir. Bu hak paylı mülkiyette paydaşlardan birinin payının üçüncü kişilere satılması halinde diğer paydaşlara bu payı öncelikli olarak satın alma hakkı verir. Önalım hakkının kullanılması durumunda üçüncü kişiler paydaşlık sıfatını almaz ve ortaklık kısmen devam etmiş olur.

İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Dava Süreci

Taşınır ya da taşınmaz bir mal (ki bu dava daha ziyade taşınmazlar için söz konusudur) malikleri arasında paylaşılamıyor ya da yönetim veya tasarruf konusunda sorunlar ortaya çıkıyorsa bu maliklerden bir ya da birkaçı diğerlerine karşı bu davayı yönelterek söz konusu ortaklığın sona erdirilmesini sağlayabilir.

Ortaklığın ortadan kaldırılması taksim ya da satış ile mümkün olabilir. Bu davada incelenecek ilk husus malın bölünüp bölünemeyeceği hususudur. Çünkü eğer malın ortaklar arasında bölünmesi imkanı varsa ortaklığın öncelikli olarak bu şekilde giderilmesi gerekir. Bu bölünmenin teknik ve hukuki olarak mümkün olup olmadığı, bölünmeden sonra da tüm maliklerin menfaatlerinin korunmaya devam ettiği ve hak kaybının yaşanıp yaşanmadığı gibi konular dikkatle incelenecektir.

Burada örneğin taşınmaz tarım arazisi ise, bölünmeden sonra da yüzölçümünün mevzuata uygun kalmaya devam etmesi gerekmektedir. Bunun için Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile ilgili diğer mevzuat uyarınca karar verilir. Gerekli görüldüğü takdirde bilirkişi incelemesi yaptırılır ve Tarım Müdürlüğü’nden bilgi alınır. Bu örnekte bölünmeden sonra da mevzuata uyulabilecekse her bir ortak artık müstakil tapu sahibi olur.

Dava, malın bölünmesi ya da parasının paylaştırılması talebiyle açıldıktan sonra yapılması gereken tüm ortaklara tebligat yapılarak hepsinin davaya dahil edilmesidir. Taraf teşkili davanın her aşamasında sağlanmalıdır. Dava devam ederken davacı ya da davalılardan birinin ölümü halinde ölenin mirasçılarının davaya dahil edilmesi gerekir.

Tüm bu nedenle yargılamanın da süresini en aza indirebilmek adına yapılan ve yapılmayan tebligatların takip edilmesi, bilirkişi incelemelerinin makul sürede yapılmasının talep edilmesi ve bilirkişi raporunun incelenerek gerekirse itirazlarda bulunulması hak kaybının engellenmesi adına önemlidir.

Yine taraflardan birine tebligat yapılamaması durumunda tebliğe elverişli adresinin araştırılması, bu yolla da ulaşılamaması halinde ilanen tebligat yapılarak tarafın davaya dahil edilmesinin sağlanması davanın sonuçlandırılması için şarttır.

Burada bu dava türünün kendine özgü yönlerinden de bahsedilmelidir. Hukuk davalarında yargılama masrafları dava sonunda haksız çıkandan haksız çıktığı oranda tahsil edilir. İzale-i şuyu davalarının kendine özgü şartları nedeniyle bu davalarda klasik bir kazanan – kaybeden ayrımı yoktur. Davayı açan ilk aşamada masraflara katlansa da davanın sonunda tüm masraflar mahkemece tüm taraflar arasında paylaştırılır. Bu paylaşım mülkiyet oranları dikkate alınarak yapılır.

İzale-i şuyu davalarının özel şartlarından bahsetmiştik. Bu şartlar, davanın taraflar açısından benzer özellik taşıması durumundan kaynaklanır. Taraflar birbirleri ile aynı konumdadır ve aynı haklara sahiptir. Davacı davadan feragat etse dahi diğerleri davaya devam edebilirler.

Dava açılıp tüm taraflara tebliğ edildikten sonra tarafların talepleri incelenir. Aynen taksim ya da satıştan elde edilecek paraların paylaştırılması ihtimalleri değerlendirilir. Bilirkişi raporu alınır ve itirazlar karşılaştırılır. Son olarak da karar verilir. Karar aynen taksim yönünde ise tapuya gerekli yazılar yazılarak yeni durumun tescili sağlanır. Satış kararı çıktıysa dosya satış memurluğuna gönderilir.

İzaleyi Şuyu Davası Nasıl Engellenir ?

Dava açma ehliyeti, dava açmak hakkına sahip olmak anlamına gelir. Ortaklıktan memnun olmayan ve bunu sonlandırmak isteyen dava açmaya hakkına sahip ortak mahkemeye başvurarak ortaklığın taksim ya da satış yoluyla giderilmesini talep edebilir. Bu nedenle söz konusu ortaklardan birinin ya da birkaçının bu davayı açmasını engellemenin herhangi bir yolu kural olarak yoktur.

Ortağın izale-i şuyu davası açmasının sebebi ya diğerleri ile ortaklığını sona erdirmek ya da malın satışı ile paraya çevrilmesini sağlamaktır. Eğer diğer ortak ya da ortaklar davanın açılmasını engellemek istiyorsa davacı ya da davacılar ile anlaşma yoluna gitmelidir. Bunun için de örneğin elbirliğiyle mülkiyet söz konusu ise bunu (şartları da varsa) paylı mülkiyete çevirme yoluna gidilebilir. Bu da maliklerin hepsinin tapuya bizzat başvurması ile olur. Bunun için vekalet verme yoluna da gidilebilir.

Paydaşı paydaşlıktan çıkarmak mümkündür. Bunun için, paydaşlardan birinin diğerlerine karşı tutum ve davranışlarının paydaşlığı sürdürmeyi imkansız hale getirmiş olması şartı aranır. Bu örnekte diğer paydaşlara karşı yükümlülüklerini ihlal eden paydaşın izale-i şuyu davası açmış olması ihtimalinde diğer ortaklar da ona karşı paydaşlıktan çıkarma davası açarak onun payını alırlar ve bu sayede hem ortaklığın giderilmesini engellemiş hem de sorunlu ortağı ortaklıktan çıkarmış olurlar.

İzale-i şuyu davasında ortaklığın taksim ya da satış yoluyla sona ereceğinden bahsetmiştik. Dava sonunda satış yönünde karar çıkarsa mal ihale yoluyla satılır. Kural olarak satışa herkes dahil olabilir. Fakat paydaşların burada bir imkanı vardır. Kanun paydaşların tümünün talep etmesi ya da rıza göstermesi halinde satışın sadece paydaşlar arasında yapılmasına imkan tanımıştır. Böylece ortaklık sona erip satış yapılsa bile malın ortaklarda kalması mümkün olur.

İzale-i Şuyu Davasında Satış Süreci

İzale-i şuyu davası neticesinde satışa karar verilmesi halinde satış herkese açık olarak ihale yöntemi ile yapılır (satışın yalnızca paydaşlar arasında yapılmasının mümkün olduğunu da belirtmiştik).

Mahkeme satışın yapılması için dosyayı satış memurluğuna gönderir. Satış, memurlukça ilan edilir. Satışa konu mal miras yoluyla intikal etmişse satışın bütün mirasçılara ve ilgililere tebliği gerekir. İhaleye iştirak etmek isteyenler belli bir teminatı yatırırlar.

Açık artırmaya, dava dosyasında bilirkişi raporunda gösterilen takdiri kıymetin %50’si üzerinden başlanır ve en çok artırana satış yapılır. Daha evvelden Veraset İntikal Vergisi ödemiş olan mirasçılar satış sonunda elde edilen bedel üzerinden KDV de öderler. Bir gayrimenkul avukatı davanın açılmasından satışın yapılmasına kadar tüm bu süreci başından sonuna kadar takip eder.

Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Dava Dilekçesi

KOCAELİ NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE

DAVACI(LAR) : Davacıların adres ve kimlik bilgileri gösterilir.

DAVALI(LAR) : Davalıların adres ve kimlik bilgileri gösterilir.

KONU : Ortaklığın (burada aynen taksim de talep edilebilir) Satış Yoluyla Giderilmesi Talebidir

AÇIKLAMALAR

Miras bırakan …’dan mirasçılarına intikal eden Kocaeli ili, İzmit ilçesi, … Mahallesi, … Ada, … Parselde kayıtlı tarla niteliğini haiz taşınmaz üzerinde davacı Müvekkil ve davalılar arasında elbirliği ile mülkiyet vardır. Bu durum Ek’te sunulan tapu kayıtları ile sabittir.

Miras bırakanın vefatından bu yana dava konusu tarla, fiilen bölünmüş halde mirasçıların bir kısmı tarafından kullanılmaktadır. Müvekkil, her bir malikin menfaatlerinin gözetilerek söz konusu tarlanın tapu sicilinde paylaştırılması yolunda haricen girişimlerde bulunmuşsa da bu konuda olumlu yanıt alamamıştır. Davalılar harici bir anlaşma ile yapılacak taksim işlemine yanaşmamaktadır. Müvekkil, baba yadigarı olan bu gayrimenkulün üçüncü kişilere satılmasını arzu etmemektedir.

Tüm bu yaşananlar sonucunda ortaklığın devam etmesinin artık ihtimali kalmamıştır. Bu nedenle davaya konu gayrimenkulün aynen taksimini, bunun mümkün olmaması durumunda ise satışının yapılarak paraların paylaştırılmasını talep zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

HUKUKİ NEDENLER : Türk Medeni Kanunu, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile sair mevzuat

HUKUKİ DELİLLER : Tapu kayıtları, bilirkişi, keşif, tanık ve diğer deliller

SONUÇ VE TALEP : Kocaeli ili, İzmit ilçesi, … Mahallesi, … Ada, … Parselde kayıtlı tarla niteliğini haiz taşınmaz üzerindeki ortaklığın aynen taksim, bu mümkün değilse satış suretiyle ortadan kaldırılmasına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin hissedarlar tarafından payları oranında karşılanmasına karar verilmesini vekaleten talep ederim.

Ortaklığın giderilmesi davası ne kadar sürer ?

Gerek ceza gerekse hukuk alanında için bir davanın ne kadar süreceğini öngörmek pek mümkün olmaz. Çünkü her davanın kendine özgü koşulları ve yürütülme biçimi vardır. Bir anlaşmalı boşanma davası çekişmeli boşanma davasına göre kısa sürer.

Bir ceza davasında tanığın ilk duruşmada hazır bulunması ve delillerin toplanmış olması davanın kısa sürede sonuçlanmasını sağlar. Bunun gibi, bir ortaklığın giderilmesi davasında da yargılamanın süresi çeşitli etkenlere bağlıdır.

Örneğin dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi, mirasçılarının davaya dahil olmasına, dolayısıyla yeni tebligatlar ve muhtemel yeni itirazların ortaya çıkmasına neden olur.

Davanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlanmasını sağlamak adına dosyanın yakından takip edilmesi gerekir. Dolayısıyla taraf teşkili, bilirkişi raporunun düzenlenmesi ve rapora itirazların incelenmesi gibi hususların davanın süresini belirlemede en önemli konular olduğunu söyleyebiliriz.

İzale-i şuyu davasında satış nasıl yapılır ?

İcra İflas Kanunu’na göre ihalenin feshi sebepleri sınırlı sayıda değildir. İhaleye ahlaka veya hukuka aykırı şekilde müdahaleler veya satış memurluğunun yapacağı bir usul hatası feshe neden olabilir. Bu durumda muamelenin şikayeti yoluyla ihalenin feshi sağlanabilir.

İhalenin feshi ihtimalinin önüne geçebilmek için sürece dair işlemlerin hukuka uygun olarak yürütülmesi gerekir. Bunun için de satış memurluğu tarafından işlemler her aşamada dikkatle takip edilmelidir.

İlanın yapılması ve ihalenin gerçekleştirilmesi aşamalarından sonra ihalenin kesinleşmesi beklenir. Bunun ardından mal alıcı adına tescil edilir, satış bedeli de hak sahibine verilir.

İzale-i şuyu davasında satışa kimler girebilir ?

Kanundaki düzenlemeye göre açık artırmaya herkes dahil olabilir. Bunun nedeni de bu konuda herhangi bir sınırlama olmamasıdır. Gerekli şartları sağlayan herkesin ihaleye iştirak etmesi mümkündür. Fakat Kanun satışın sadece paydaşlar arasında yapılmasını da mümkün kılmıştır. Yine de izale-i şuyu davası çoğunlukla anlaşmazlıklar neticesinde ortaya çıktığı için bu ihtimalin gerçekleşmesi kolay değildir.

İzaleyi şuyu davasında masrafları kim öder ?

Her davada olduğu gibi izale-i şuyu davasında da davayı açan masraflara katlanır. Fakat bu dava türünün kendine has özelliği dolayısıyla dava sonunda avukatlık ücreti, ilan masrafları, posta giderleri ve diğer tüm masraflar taraflar arasında paylaştırılır. Bu paylaşım yapılırken paydaşların pay oranları gözetilir. Eğer ihale alıcısı paydaşlardan biri ise ihale bedelinin yanında bu masrafları da ödemesi gerekir.

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşabilirsiniz !

Yorum Bırakın

0 262 331 07 59
Logo
Tam kapanma döneminde alanında uzman avukatlarımız ile online danışmanlık sürecini hemen planlayabilir, yanıtını merak ettiğiniz sorulara 7/24 ulaşabilirsiniz.
This is default text for notification bar