Karabaş Mah. Müneccim Arif Sk. 25/1 İzmit/Kocaeli

Eksen Hukuk » Blog » Muvazaa (Mirastan Mal Kaçırma) Davası

Muvazaa (Mirastan Mal Kaçırma) Davası

Miras hukuku, ölen kişiye ait malvarlıklarının (tüm aktif ve pasifleriyle birlikte) yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılar arasında nasıl paylaşılacağını belirleyen kuralları içerir. Paylaşım kanun hükümlerine ve varsa miras bırakanın ölüme bağlı tasarruflarına göre yapılır.

(Yasal mirasçı ve atanmış mirasçıyla ilgili tüm detaylar; https://www.eksenhukukkocaeli.com/miras-hukuku/ )

Kişiler zaman zaman ölümlerinden sonra da malvarlıklarının akıbetini kendileri belirlemek ister. Bu isteğin nedeni ise hayattayken yaşadıkları olaylar ve karşılaştıkları olumsuz durumlar olur.

Örneğin baba, kendisine kötü muamelede bulunan oğlunun mirastan pay almasını arzu etmez. Bir anne yıllar boyu ona özveriyle bakan kızına minnettarlığının ifadesi olarak, diğer çocuklarından daha fazla mal bırakmak isteyebilir. İşte tüm bunların sonucu olarak miras paylaşımında dengeli olmayan sonuçlar ortaya çıkabilir ve bu amaçla miras bırakanın sağlığında miras kurallarının dolanılması girişiminde bulunulabilir.

Muris muvazaası davası davacının “miras payımdan mahrum bırakıldım” iddiası ile açtığı bir davadır. Karşı tarafta ise lehine kazandırma yapılan mirasçı bulunur.

Eksen Hukuk ve Danışmanlık Bürosu mirastan mal kaçırma davası ve bununla bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek mirasın reddi (reddi miras) davası, izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davası, tapu iptal ve tescil davası, mirasçılıktan çıkarma (ıskat), mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle katılma alacağı davası gibi davalarda da müvekkillerine ve danışanlarına çözümler üretmektedir.

Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) Nedir ?

Muvazaa, danışıklı işlem anlamına gelir. İşlemi yapan taraflar işlemin gerçek iradelerinden tamamen ya da kısmen farklı görünmesini istiyorsa muvazaaya başvururlar. Dışarıdan bakıldığında işlem tarafların iradesine uymaz; ama taraflar arasındaki ilişkide durum farklıdır.

Muvazaalı davranılmasının temel nedeni üçüncü kişileri yanıltmaktır. Taraflar aralarındaki işlemin (sözleşme) hiç hüküm doğurmayacağı ya da görünenden farklı şekilde hüküm doğuracağı konusunda anlaşabilirler.

Miras hukuku özelinde de durum aslında aynıdır. Miras bırakan, mirasçılarından birini ya da birkaçını miras payından kısmen ya da tamamen mahrum bırakmak istiyorsa muvazaalı işlemler yapar. Bunun için malını mirasçılarından birine satmış gibi gösterip aslında bağışlar ya da inançlı işlem yoluyla önce üçüncü bir kişiye devredip sonra o malın kayırmak istediği mirasçısına devrini sağlar. Sonuçta muvazaaya konu malvarlığının miras paylaşımına dahil olması engellenmiş olur.

Mirastan mal kaçırma, mirasçılardan bir kısmını diğerlerinin lehine işlemler yaparak miras payından mahrum etmektir. Bu durum herhangi bir suç oluşturmaz.

Yalnızca mahrum bırakılan mirasçılara, yapılmış olan işlemlerin iptalini ya da bu artık mümkün değilse alacak hakkı talep etme imkanı verir. Muris muvazaası kavramı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 1974 tarihli kararıyla ortaya çıkmış ve zaman içinde verilen kararlarla gelişmiştir.

Günlük hayatta miras bırakanlar mirasçılardan birine bir taşınmazı tapuda satış göstererek bağışlamakta ya da mirasçısına, ölünceye kadar bakma sözleşmesi karşılığında taşınmazını bağışladığını beyan etmektedir. Bunların diğer mirasçıların itirazına en çok maruz kalacak ihtimaller olduğunu söyleyebiliriz.

Muris Muvazaası Davası Nasıl Açılır ?

Muris muvazaası davasını açabilmek için öncelikle tapuya kayıtlı bir taşınmaz bulunmalıdır. Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların devri hakkında açılacak iptal davaları reddedilmektedir. Bunun için de tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların menkul niteliğinde olması, menkullerin devrinin ise yasal şekle bağlı olmaması ve dolayısıyla burada temelde yatan (gizlenen) bir niyet olsa da işlemin muvazaa sebebi ile geçersiz sayılamayacağı gerekçe gösterilmektedir.

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescilini sağlayabilmek için miras bırakanın mirastan mal kaçırma kastı ispatlanmalıdır. Miras bırakan yaptığı devir işleminde sırf bu kasıtla hareket etmemişse muvazaadan bahsedilemez. “Miras bırakan taşınmazını mirasçısına devretmiş, öyleyse muvazaa vardır” şeklinde bir kabul, bizzat bu hukuki kurumu ortaya çıkaran İçtihadı Birleştirme Kararı’nın amacına aykırı düşer.

Miras bırakanın kastını tespit etmenin çeşitli yolları vardır ve bunlar her olaya kendi şartları dahilinde uygulanmalıdır. Burada ileri sürülen herhangi bir olgu, hakimi doğrudan muvazaa sonucuna götürmemelidir. Muvazaa iddiası ve devir olgusu, taraflarca ileri sürülen tüm hayat olaylarıyla birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir.

Bunun için ise miras bırakanın hayatta iken mirasçıları ile ilişkileri, devrin tapuda gösterilen bedeli ile devir tarihindeki gerçek değeri arasındaki fark, devrin devreden için gerekli; devralan için ise mümkün olması, devrin hayatın olağan akışına uygun ve makul olması gibi hususların araştırılması gerekir.

Yakalandığı hastalık giderek ağırlaşan miras bırakanın vefatına yakın mallarını devretmeye başlaması, yazlık olarak kullanılan gayrimenkulü devirden sonra da yine sadece devredenin kullanmaya devam etmesi, üçüncü kişilere kısa aralıklarla devredilen taşınmazın tüm bu devirlerin ardından kayırılmak istenen mirasçıya devredilmesi örneklerinde muvazaanın gerçekleştiği söylenebilir.

Muris muvazaası davasını açabilmek için miras bırakanın ölümü anında mirasçılık sıfatına sahip olmak gerekli ve yeterlidir. Hem yasal mirasçılar hem de atanmış mirasçılar bu davayı açabilir.

Davacı olabilmek için muvazaa iddiasına neden olan devir işleminin yapıldığı tarihte mirasçı sıfatına sahip olmak şart değildir; bu sıfatı sonradan kazananlar da dava açabilir. Muvazaa iddiası yalnızca miras bırakanın sağlığında yaptığı devirler için ileri sürülebilir. Ölüme bağlı tasarruflar hakkında muvazaaya dayalı iptal talebinde bulunulamaz.

Dava dilekçesinde muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptali ve tescili talep edilmeli, tapu daha evvelden devredilmişse gayrimenkul üzerinde davacının miras payına denk gelen kısmın para alacağı olarak davacıya ödenmesine karar verilmesi istenmelidir.

Yine dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devrini engellemek amacıyla tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi koyulması için tapu müdürlüğüne müzekkere yazılması talep edilmelidir. Davalı adına varsa kayıtlı diğer taşınmazlar hakkındaki bu tür bir talep, dava konusu olmadığı için reddedilecektir.

Talep ya da deliller hakkında yapılacak herhangi bir yanlış, davanın kaybedilmesi sonucunu doğurur. Bu nedenle dava Kocaeli miras avukatı yardımı ile yürütülmelidir.

Muris Muvazaası Davasında Zamanaşımı

Muris muvazaası davası herhangi bir hak düşürücü süreye ya da zamanaşımına tabi değildir. Sözleşmeyi yaparak muvazaayı ortaya çıkaran tarafların iradesi de aslında gerçek maksatlarının ortaya çıkmaması olduğundan, sırf belirli bir sürenin geçmesi muvazaayı ortadan kaldırmaz veya işlemi geçerli hale getirmez. Bu nedenle muvazaa iddiası her zaman ileri sürülebilir. Miras bırakanın ölümünün üzerinden uzun zaman geçmesi de davaya engel olmaz. Muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptal ve tescili her zaman talep edilebilir.

Muris Muvazaası Dava Dilekçesi

KOCAELİ NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

İhtiyati Tedbir Taleplidir

DAVACI : …

ADRES : … Mah. … Cad. No:… Kartepe/Kocaeli

VEKİLİ : Av. Görkem Ece LEBLEBİCİ & Av. Fatih AKTULUN & Av. Omay Cem ÇİÇEK

ADRES : Karabaş Mah. Müneccim Arif Sok. No:25/1 İzmit/Kocaeli

DAVALI : …

ADRES : … Mah. … Sok. No:… İzmit/Kocaeli

KONU : Muvazaa Nedeniyle Tapu İptal ve Tescili veya Miras Payının Davalıdan Tahsili Talebimiz

DAVA DEĞERİ : 10.000 TL (Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik)

AÇIKLAMALAR :

1. Davacı Müvekkil …, miras bırakanın ilk eşinden olma kızıdır. Miras bırakan 12.08.2020 tarihinde vefat etmiş ve geriye mirasçı olarak davacı Müvekkil, davalı … ve davalının kızı dava dışı … kalmıştır.

2. Miras bırakan, davalı ile anlaşarak 10.10.2019 tarihinde miras bırakana ait Kocaeli ili, Derince ilçesi, … Mah., …/… Ada/Parsel numaralı taşınmazda kendi adına kayıtlı bulunan bağımsız bölümü muvazaalı bir işlemle devretmiştir. İşlem görünüşte satış, gerçekte ise bağışlamadır. Tapu kayıtları celp edildiğinde taşınmazın rayiç bedeli ile gösterilen bedel arasında fahiş miktarda fark olduğu da anlaşılacaktır.

3. Miras bırakan … varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş, ne bekarlığında ne evlilikleri süresince ekonomik bir zorluk yaşamıştır. Müteveffa sağlığını kaybetmeye başladığı (2019 yılının sonuna denk gelen) döneme kadar ticaretle uğraşmış, ailesi ile de rahat bir hayat sürmüştür.

4. Miras bırakana ait Kocaeli ili, Derince ilçesi, … Mah., …/… Ada/Parsel numaralı taşınmaz, 10.10.2019 tarihinde davalıya tapuda devredilmiştir. Devir, miras bırakanın sağlığını kaybetmeye ve tedavi olmaya başladığı döneme denk gelmektedir. Davalı, miras bırakanın ikinci eşidir ve ondan yaşça epey küçüktür. Davalı, eşinin sağlık durumunun kötüye gitmeye başladığını fark ettikten sonra malvarlıklarını birer birer kendi üzerine almaya başlamıştır. Tüm bu işlemlerin amacı da mal kaçırmak ve neticede Müvekkili miras payından mahrum bırakmaktır.

5. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamasına göre muvazaalı işlemin tespitinde devredenin ihtiyacının olup olmadığı, muvazaa kastının belirlenmesi için şarttır. Belirttiğimiz ve yargılama aşamasında da gerek belge gerek beyanlarla ispat edeceğimiz üzere böyle bir devre ne miras bırakanın ihtiyacı ne de davalının imkanı vardır. Davalı eşinin ilerleyen yaşı ve sağlık durumundan istifadeyle hastalığının hemen öncesinde taşınmazları kendisine devretmesine konusunda iradesini fesada uğratmıştır.

HUKUKİ NEDENLER: 1974 Tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı, TMK, TBK ve İlgili Mevzuat

HUKUKİ DELİLLER: Veraset İlamı, Tapu Kayıtları, Miras Bırakana Ait Tedavi ve Muayene Evrakı, Tanık Beyanı, Keşif, Bilirkişi, Yemin ve Diğer Deliller

SONUÇ VE TALEP : İzah ettiğimiz ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle;

1- Dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devrine engel olmak için tapu kaydına ihtiyati tedbir koyulmasına,

2- Kocaeli ili, Derince ilçesi, … Mah., …/… Ada/Parsel numaralı taşınmazın mevcut tapu kaydının iptali ile veraset ilamındaki miras payı oranında Müvekkil adına tesciline; taşınmaz devredilmişse Müvekkilin miras payına mahsuben şimdilik 10.000 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3- Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine,

karar verilmesini vekaleten talep ederiz.

Davacı Vekilleri

Av. Görkem Ece LEBLEBİCİ & Av. Fatih AKTULUN & Av. Omay Cem ÇİÇEK

Muris Muvazaası Yargıtay Kararı

  • Davacı, muris babası … ‘in, 12 ve 259 parsel sayılı taşınmazları satın alıp oğlu davalı … adına tescil ettirdiğini, 42 parsel sayılı taşınmazını ise oğlunun arkadaşı … ‘e muvazaalı olarak satış suretiyle temlik ettiğini, 2 gün sonra taşınmazın satış suretiyle davalı …’e temlik edildiğini, yapılan işlemlerin muvazaalı olduğunu ileri sürüp, davalı adına kayıtlı bulunan taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline ve miras payı oranında adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, temliklerin gerçek satış işlemi olduğu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 42 parsel sayılı taşınmaz bakımından davanın kabulüne, diğer taşınmazlar bakımından davanın reddine karar verilmiştir. 12 ve 259 parsel sayılı taşınmazlar yönünden; davada ileri sürülen iddianın içeriğine ve davalının savunmasına göre, yanlar arasındaki uyuşmazlık, murisin gerçekte bedelini bizzat ödeyip, 3. kişiden satın aldığı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla tapu siciline yarar sağlamak istediği kişi (davalı) adına kaydettirmesi halinde 01.04.1974 tarih 1/2 Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulup bulamayacağı noktasında toplanmaktadır. Somut olayda olduğu gibi bedeli ödenerek ”gizli bağış” şeklinde gerçekleştirilen işlemler bakımından anılan Yargıtay İnançları Birleştirme kararının doğrudan bağlayıcı olma niteliği yoktur. Ne var ki, bu tür taşınmazlar bakımından koşulları var ise ancak tenkis istenebilir. Davada tenkis isteği de bulunmamaktadır. 42 sayılı parselin muris tarafından diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı temlik edildiği saptanarak anılan parsel bakımından davanın kabul edilmiş olmasında da bir isabetsizlik yoktur. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/3010 E., 2019/613 K.)

Aslında bu karar, muris muvazaası gibi bir konuda dava dilekçesinin bir uzman tarafından hazırlanması gerektiğinin adeta ispatıdır.

  • Davacı dava dilekçesinde, HMK m.107’de düzenlenen belirsiz alacak davası olduğunu belirtmek suretiyle eldeki davayı açmıştır. Dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinin mahkemece yapılacak keşif sonucu alınacak bilirkişi raporuna bağlı olmakla dava değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafından belirlenmesi mümkün bulunmadığından davanın belirsiz alacak olarak açılması HMK 107. maddesine uygun düşmektedir. Bu nedenle belirsiz alacak davasında davacının talebini arttırmasına ilişkin dilekçesi ıslah niteliğinde olmayıp dava değerinin belirlenmesine yönelik olup eksik harcın tamamlandığı da dosya kapsamıyla sabittir. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinden davacıların miras paylarına isabet eden değer üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2019/4755 E., 2020/80 K.)

Dava dilekçesinde talebin kısmen ileri sürülmesi yasak olmadığı gibi hak kaybı yaşanmaması açısından gereklidir de.

Mirastan mal kaçırma davası ne kadar sürer ?

Neredeyse diğer tüm hukuk davalarında olduğu gibi mirastan mal kaçırma davasında da bilirkişi raporunun hazırlanması, keşfin yapılması, özellikle tanık beyanları olmak üzere delillerin toplanması ve tüm bunların zamanında yapılması süreyi belirler. Günümüzde bir muris muvazaası davasının ortalama 2-2,5 yıl aldığını söyleyebiliriz.

Mirastan mal kaçırma davası ne zaman açılır ?

Mirastan mal kaçırma davası süreden bağımsız olarak her zaman açılabilir. Bu dava hak düşürücü süreye ve zamanaşımına tabi değildir.

Mirastan mal kaçırma davasını kimler açabilir ?

Mirastan mal kaçırma davasını tüm mirasçılar açabilir. Yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılar bu davada davacı olabilir. Bunun için saklı paylı mirasçı olmaya da gerek yoktur. Örneğin kardeşin saklı payı yoktur ama yasal mirasçı olduğu için muvazaayı ileri sürebilir. Muvazaayı oluşturan devir işleminin yapılmasından sonra mirasçılık sıfatını kazananların da bu davayı açması mümkündür. Ancak mirası reddeden, mirastan feragat eden ve mirasçılıktan çıkarılan kimseler mirasçı sıfatına sahip olmadıkları için bu davayı açamaz

Mirastan mal kaçırma nasıl yapılır ?

Mirasçılardan mal kaçırma fiilleri çeşitlidir. Devredilmesi istenen malvarlığının önce kısa aralıklarla güvenilir üçüncü kişilere sonra da kayırılmak istenen mirasçıya devredilmesi; devrin ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayandırılması veya doğrudan mirasçıya devredilen taşınmazın gerçekte bağışlanmasına rağmen tapuda satış olarak gösterilmesi en sık karşılaşılan yöntemlerdir. Fakat tüm bu durumlarda dava, devralan mirasçıya yöneltilecektir.

Mirastan mal kaçırma nasıl engellenir ?

Miras bırakan hayatta iken malvarlığı üzerinde saklı paylı mirasçıların paylarını ihlal etmemek koşuluyla dilediği gibi tasarruf edebilir. Miras bırakanın sağlığında mal kaçırmasını engellemek için örneğin vesayet altına alınmasını gerektiren akıl hastalığı ya da düşkünlük gibi bir husus varsa bunun için mahkemeye başvurularak malvarlığını eksiltmesinin önüne geçilebilir. Yine mirasçılar arasında miras paylarına uygun olarak yapılacak denkleştirme amaçlı devirler de ileride ortaya çıkabilecek muvazaa girişimlerini engelleyecektir.

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşabilirsiniz !

Yorum Bırakın

0 262 331 07 59
Logo
Tam kapanma döneminde alanında uzman avukatlarımız ile online danışmanlık sürecini hemen planlayabilir, yanıtını merak ettiğiniz sorulara 7/24 ulaşabilirsiniz.
This is default text for notification bar