Karabaş Mah. Müneccim Arif Sk. 25/1 İzmit/Kocaeli

Eksen Hukuk » Blog » Boşanmada Mal Paylaşımı

Boşanmada Mal Paylaşımı

Mal rejimi, eşlere ait malların evlilik devam ederken veya sona erdikten sonraki akıbetini belirleyen kurallardır. Mal rejimi konusu Türk Medeni Kanunu’nda, evlilik hukuku içerisinde düzenlenmiştir. Boşanmada mal paylaşımı davası ise, eşlere ait malların boşanmanın ardından nasıl paylaşılacağının kararlaştırıldığı davadır.

Mal paylaşımı davası, niteliği itibarıyla talep konusu para olan bir alacak davasıdır. Taraflardan herhangi biri bu davayı açabilir. Davalı ise boşanan diğer eştir. Uygulamada davanın adı mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı davasıdır.

Mal paylaşımı davasında davacının talebi, belli bir miktar paranın davalıdan alınarak kendisine verilmesidir. Burada davacının, bazı malların kendisi adına tescil edilmesi gibi bir talebi olamaz; mal paylaşımı davası bu tür ayni taleplere kapalıdır.

Davacının yapması gereken, mal rejiminin tasfiyesi ile katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağına dayanarak bir miktar paranın kendisine verilmesine karar verilmesini talep etmektir. Peki davacı talebini neye göre belirleyecektir ?

Alacak davalarında kimi zaman davacının davayı açarken talebini tam olarak tespit etmesi kendisinden beklenemez, hatta bu bazen imkansızdır. Bu gibi durumlarda talebin belirsiz olarak ileri sürülmesi imkanı vardır. Bu nedenle dava belirsiz alacak davası olarak açılmalı, harca esas değer olarak gösterilen miktar, yapılacak inceleme ve hazırlanacak bilirkişi raporu neticesinde ıslah edilerek nihai talep ortaya koyulmalıdır. Bunun nedeni ise davanın kısmen de olsa reddedilmesi ihtimalinin önüne geçme düşüncesidir.

Davacı, dava esnasında davalının hukuki veya ekonomik durumunda yaşanabilecek zararlar karşısında korunmalıdır. Bu da ihtiyati tedbirle mümkün olabilir. Bunun yanında ihtiyati tedbir dava konusu üzerinde yeni uyuşmazlıklar çıkmasını da önler.

Mal paylaşımı davasında davacı, ihtiyati tedbir talep ederek davalının, davanın sonucunu boşa çıkarma ihtimalini engellemelidir. Zira boşanma davalarının çoğunluğunun çekişmeli olarak sonuçlandığını düşündüğümüzde, davalı tarafın mal kaçırma girişimlerinde bulunması da olasıdır.

Yine eğer davalı taraf örneğin evlilik dışı ilişki yaşıyorsa dava dilekçesinde buna da değinilerek ihtiyati tedbirin gerekliliğine vurgu yapılabilir. Bu tür ayrıntılar her dava için farklı şekilde mevcut olabilir.

Tedbir istenildiğinde; malvarlığındaki davalının payı ve davacı tarafın görülmekte olan davada talep ettiği alacak miktarı da göz önünde bulundurularak, davanın lehine sonuçlanması durumunda davacının talep miktarını karşılayıp karşılamayacağı da dikkate alınarak talep hakkında bir karar verilmesi gerekir. Tedbir talebinin konusu davalı tarafın kayıtlı malvarlığıdır.

Talep, gayrimenkuller, araçlar, banka hesapları veya şirket hisseleri hakkında olabilir. Davalı tarafın miras payına tedbir koyulması talebi de uygulamada kabul görmektedir. Mahkeme davacının tedbir talebini kısmen veya tamamen kabul veya reddedebilir ve kararında bunun gerekçesini belirtir. Karara karşı istinaf yolu açıktır. Eğer tedbir kararı verilmişse ilgili yerlere yazı yazılarak malvarlığının üçüncü kişilere devir ve tescilinin önlenmesi sağlanır.

Davada tarafların boşanan eşler olduğunu belirtmiştik. Evlilik, eşlerden birinin ölümü neticesinde son bulmuşsa dava, mirası reddetmemiş mirasçılara karşı açılır. Fakat konumuz mal rejiminin boşanma nedeniyle son bulması olduğundan, miras hukuku kapsamındaki ölen eşin mirasçılığı konusuna burada değinmiyoruz.

Boşanmada Mal Paylaşımı Nedir ?

Boşanmada mal rejimi, boşanma davası tarihi itibarıyla sona erer. Bu, edinilmiş mallara katılma rejimi için geçerli olan kuraldır; zira yasal mal rejimi budur. Eşlerin başka bir mal rejimini kabul etmesi halinde de edinilmiş mallara katılma rejimi son bulur.

Boşanmada mal paylaşımı, mahkemece boşanma kararı verildikten sonra evlilik süresince edinilmiş olan malların taraflara eşit olarak paylaştırılması anlamına gelir. Edinilmiş mal Türk Medeni Kanunu’nun 219. maddesinde “her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri” şeklinde tanımlanmıştır. Hükmün devamı şu şekildedir:

Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:

  1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler
  2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler
  3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
  4. Kişisel mallarının gelirleri
  5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

Görüldüğü üzere Kanun, burada sınırlayıcı değil örnekleyici bir tanım yapmıştır. Bunların dışında da edinilmiş mal olması hatta tarafların sözleşmeyle bazı edinilmiş malları kişisel mal olarak kabul etmesi de mümkündür.

Kişisel malların gelirleri edinilmiş mallara dahildir. Fakat kişisel malın kendisi, tasfiyenin dışında tutulur. Bunun yanında eşler, yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.

Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır ?

Mal paylaşımı, evlilikte edinilmiş olan malların boşanan eşler arasında eşit olarak paylaştırılmasıdır. Kural paylaşımın eşit olarak yapılmasıdır. Fakat bu kuralın istisnaları vardır. Mesela eşler malların nasıl paylaşılacağı konusunda kendi aralarında bir anlaşma yapmış olabilirler. Bu anlaşma evlenmeden veya evlilik devam ederken yapılabilir.

Eşler bu anlaşmayı yaparken tamamen serbest değildirler, Kanunla belirli sınırlar koyulmuştur. Yine eşler mal rejimlerini her zaman değiştirebilirler. Eğer aralarında herhangi bir anlaşma yoksa yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.

Boşanmada mal paylaşımı, eşlerin tabi olduğu mal rejimine göre yapılır. Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi dışında mal ayrılığı rejimi, mal ortaklığı rejimi ve paylaşmalı mal ayrılığı rejimi vardır.

Mal paylaşımı yapılırken önce eşler hakkında bunlardan hangisinin uygulanacağı belirlenmelidir. Bunun ardından eşlerin kişisel malları belirlenir ve bunlar paylaşım dışında tutulur. Bu noktada kişisel mal – edinilmiş mal ayrımı karşımıza çıkar. Kanuna göre kıstas basittir; bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.

Aksini ispat, iddia eden tarafa aittir. Ayrıca eşler aralarında yapacakları anlaşmayla kişisel mallarını belirleme ve bunlardan bir kısmını paylaşım dışında tutma hakkına da sahiptir.

Eşler arasında hangi mal rejiminin geçerli olduğunu anlamak için evlenme tarihine, malın edinildiği tarihe ve eşler arasında yasal mal rejiminden başka bir anlaşma olup olmadığına bakılmalıdır.

2002 yılı öncesi evliliklerde mal ayrılığı rejimi; 2002 yılı sonrası evliliklerde ise edinilmiş mallara katılma rejimi, yasal mal rejimi olarak kabul edilmiştir. 2002 öncesinde yapılan ve bu tarihten sonra da devam eden evliliklerde ise bu tarihten önce mal hangi eş adına kayıtlı idi ise bu tarihten sonra da onun adına kayıtlı kalmaya ve onun kişisel malı sayılmaya devam edecektir.

2002 öncesinde yapılan bir evlilikte, bu tarihten sonra bir mal edinilmişse mal artık edinilmiş maldır ve tasfiyeye konu edilebilir. Bu noktada mal ayrılığı rejimi konusuna da değinmek gerekir.

Eşler boşanma halinde mallarını paylaşmak istemiyorsa, evlenme başvurusu esnasında ya da evlilik devam ederken mal ayrılığı sözleşmesi yaparak edindikleri malları tasfiye kapsamı dışında tutabilirler. Bu durumda taraflar boşanmanın ardından birbirlerine karşı edinilmiş mallara katılma talebinde bulunamazlar.

Mal paylaşımında kural eşit dağıtım yapılmasıdır. Bunun istisnaları kişisel mallar, başka bir mal rejiminin kabul edilmiş olması ve bazı özel durumlardır. Örneğin zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Mal rejiminin sona erdiği sırada, mevcut olan edinilmiş malların tasfiye anındaki yani karar tarihindeki değerleriyle hesaplama yapılmalıdır. Yapılan hesaplamanın ardından davacının talebi net olarak ortaya çıkar ve bu meblağın davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde hüküm kurulur.

Boşanmada Mal Paylaşımına Dahil Edilmeyen Mallar

Kişisel mallar TMK m.220’de sayılmıştır. Buna göre;

eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, manevî tazminat alacakları ve kişisel mallar yerine geçen değerler”

kişisel mallardır.

Bunlar tasfiyeye konu olmaz. Eşler, aralarında kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını kararlaştırabilirler. Örneğin bir eşe mirasla intikal eden işyerinin kira geliri kişisel mal geliridir ve kural olarak edinilmiş maldır; fakat aksi kararlaştırılabilir.

Yine belirtmek gerekir ki evlilik devam ederken edinilen bir malın edinilmiş mal olduğu kabul edilir, kişisel mal olduğu değil. Bir eş bir malın kişisel mal olduğunu iddia ediyorsa bunu ispat etmelidir; aksi halde o mal tasfiyeye dahil edilir. İspat herhangi bir kurala bağlı değildir.

Boşanmada Mal Paylaşımı Davasında Süreç

Mal paylaşımı davasının görülebilmesi için öncelikle tasfiye aşamasına gelinmiş olması gerekir. Tasfiye, mal rejiminin sona ermesiyle başlar. Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü ile veya boşanmaya karar verilmişse boşanma davası tarihinden itibaren sona erer.

Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakları boşanma davasının eki niteliğinde değildir. Yani örneğin boşanma davasındaki velayet, maddi ve manevi tazminat veya nafaka gibi taleplerden farklıdır. Bu nedenle mal paylaşımı davası boşanma davası ile birlikte açılmaz; açılmış ise hakim tarafından bu iki dava ayrılır. Mal rejimi davasının karara bağlanabilmesi için boşanma davasının sonuçlanması beklenir.

Davacı dava dilekçesinde mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağı talebinde bulunmalı ve bu talebini belirsiz alacak olarak ileri sürmelidir. Davacı, davalının tasfiyeye konu olacak malvarlığına ait bilgileri mahkemeye sunmalı; bu bilgilere sahip değilse tespiti için gerekli işlemlerin yapılmasını talep etmelidir.

Davalı ise bu davada, davacının taleplerinin yerinde olmadığı, talebe konu malların kişisel mal olduğu ve dolayısıyla tasfiye dahil olmadığı veya tasfiyeye konu malların değerinin tespitinde hata yapıldığı gibi iddialarda bulunabilir.

Mahkeme, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tasfiyeye girecek ve girmeyecek malları tespit eder; bunların değerlerini ise bilirkişi belirler. Neticede belirlenecek meblağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilir.

Boşanma Türünün Mal Paylaşımına Etkisi

Anlaşmalı boşanma, bir boşanma protokolünün taraflarca imzalanıp mahkemece onaylanması ile olur. Protokolde nafaka, maddi ve manevi tazminat, velayet, şahsi ilişki konularının yanında mal paylaşımı konusu da gündeme gelir. Hatta uygulamada mahkemeler tarafların tüm bu hususlarda anlaşmasını beklemektedir. Fakat sırf mal paylaşımının protokolde yer almaması, protokolün kabul edilmemesi sonucunu doğurmamalıdır.

Eğer mal paylaşımı konusu protokolde yer almamış ve bir şekilde mahkemece boşanmaya karar verilmişse, mal rejiminin tasfiyesi hususundaki haklardan açıkça feragat edilmediği sürece (bu feragat yargılama aşamasında yazılı veya sözlü olarak belirtilebilir) mal paylaşımı davası açılmasının önünde bir engel yoktur.

Bu feragat “edinilmiş mallara ilişkin olarak alacağımı aldım, başkaca alacak iddiam yoktur” şeklinde veya bu anlama gelecek şekilde yapılmalıdır. Şu da önemle belirtilmelidir ki; boşanmanın eki niteliğinde olan maddi ve manevi tazminat  ile nafaka talebinden vazgeçilmesi, edinilmiş mallardan da feragat edildiği anlamına gelmez.

Protokole taraflarca mal rejiminin tasfiyesine veya katılma alacağına ilişkin bir taleplerinin olmadığı anlamına gelecek beyanların eklenmesi, ileride karşılaşılacak başka bir dava ihtimalini de ortadan kaldırır.

Çekişmeli boşanmada ise mal paylaşımı davasıyla karşılaşma ihtimali çok daha yüksektir. Çünkü taraflar evliliğin devamı hususunda anlaşamamıştır ve boşanmaya dair konular ihtilaflıdır; tarafların mal paylaşımı konusunda da anlaşmazlığa düşmesine kesin gözüyle bakılır. Bu nedenle boşanma davasını açan taraf mal paylaşımı davası da açmalı ve karşı tarafın malvarlığı hakkında üçüncü kişilere devir ve tesciline engel olmak adına ihtiyati tedbir talep etmelidir.

TMK m.236’ya göre zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Boşanmada Mal Paylaşımı Davasında Emsal Yargıtay Kararları

  • Anlaşmalı boşanma kararı için; eşlerin boşanma ve boşanmanın eki niteliğindeki hususlarda anlaşmış olmaları gerekir. Mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın eki niteliğinde olmadığından, anlaşma gerekli değildir. Ancak anlaşma olduğu takdirde boşanmayla birlikte hüküm altına alınmasına da yasal bir engel yoktur. Bu bakımdan mal rejiminin tasfiyesine dair bir anlaşma yapılmadığı anlaşıldığından, davacı tarafından eldeki davanın açılmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanarak tartışılması ve tüm deliller değerlendirildikten sonra talebin esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2015/22210 E., 2017/17561K.)
  • Anlaşmalı boşanma davasında kadının boşanmanın fer’ilerinden olan maddi, manevi tazminat vb. açıkça feragat ettiği sabit ise de, mal rejiminin tasfiyesine konu olan evlilik birliği içinde edinilen taşınır veya taşınmazlardan kaynaklanan haklarından ve ziynet talebinden feragat ettiği kabul edilemez. Anlaşmalı boşanma protokolünde mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenlemelerin bulunması ve bu yöndeki anlaşmanın geçerli olabilmesi için düzenlemenin mal rejiminin tasfiyesine ilişkin olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde tek tek ve ismen sayılmak suretiyle açıkça belirlenmiş olması gerekir. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2016/2660 E., 2018/12125 K.)
  • Katılma alacağına konu edilen evlilik birliği sırasında edinilen taşınmazın, boşanma dava tarihinden önce üçüncü kişiye satılarak devredilmesi halinde; TMK’nın 229. maddesi gereğince “eklenecek değer” olarak tasfiyede dikkate alınır ve tasfiyeye konu taşınmaz mevcut ve edinilmiş mal kabul edilerek TMK’nın 235/2. maddesi uyarınca devir tarihindeki sürüm (rayiç) değeri olarak belirlenen bedel üzerinden davacı lehine katılma alacağına hükmedilmesi gerekir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2015/18313 E., 2015/20162 K.)

Boşanmada mal paylaşımı davası nasıl açılır ?

Boşanmada mal paylaşımı davası dilekçesi, boşanma davasının türüne göre değişiklik gösterir. Boşanma anlaşmalı olarak gerçekleştiyse, boşanma protokolündeki mal paylaşımına ilişkin hususların dikkate alınması zorunludur. Çekişmeli olarak gerçekleşen bir boşanmanın ardından açılacak mal paylaşımı davasında ise davalının malvarlığı üzerine tedbir koyulmalıdır.

Boşanmada mal paylaşımı davası ne zaman açılır ?

Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin talepler genel hükümler uyarınca boşanma kararının kesinleşmesinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu nedenle mal paylaşımı davası boşanma kesinleştikten sonra on yıl içinde açılmalıdır. Mal paylaşımı davası boşanma davasıyla birlikte açılırsa tefrik edilerek bekletici mesele yapılır.

Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı nasıl olur ?

Anlaşmalı boşanma davalarında taraflar mal paylaşımı konusunu aralarında serbestçe belirleyebilirler. Paylaşıma gayrimenkuller, arabalar ve ziynet eşyaları dahil edilebilir ve boşanma protokolü buna göre hazırlanabilir. Önemli olan, tarafların imzaladıkları protokol konusunda mutabık olduklarını mahkemede de beyan etmeleridir.

Çekişmeli boşanmada mal paylaşımı nasıl olur ?

Kural, evlilikte edinilmiş olan malların boşanan eşler arasında eşit olarak paylaştırılmasıdır. Bunun yanında davanın dayandığı olgulara göre istisnalar da söz konusudur. Taraflar zina veya hayata kast nedeniyle boşandılarsa hâkim, kusurlu olan eşin alacağını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya tamamen kaldırabilir.

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşabilirsiniz !

Yorum Bırakın

0 262 331 07 59
Logo
Tam kapanma döneminde alanında uzman avukatlarımız ile online danışmanlık sürecini hemen planlayabilir, yanıtını merak ettiğiniz sorulara 7/24 ulaşabilirsiniz.
This is default text for notification bar