Karabaş Mah. Müneccim Arif Sk. 25/1 İzmit/Kocaeli

Eksen Hukuk » Ceza Hukuku » Tefecilik Suçu ve Cezası

Tefecilik Suçu ve Cezası

Şu an dünyamızda yaşanan ekonomik krizler ile değişen bankacılık uygulamaları nedeniyle uygulamada görünürlüğü giderek artan“ tefecilik suçu (TCK md. 241)” de düzenlenmiştir.

Genel itibariyle kamu otoritesinin kontrolü dışında faiz karşılığı olarak ödünç para verilmesi, senet kırdırma veya kredi kartıyla pos cihazından para çekme gibi yöntemler ile para verilmesi, tefecilik suçunu oluşturur.

Tefecilik Suçu Nedir ?

Tefecilik suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumuzun 241. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; Tefecilik Madde 241- (1) Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek:14/4/2020-7242/14 md.) Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.

Tefecilik Suçunun Cezası

Kanun maddesinden de görülebileceği üzere tefecilik suçunu işleyen bir kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Ayrıca devamında düzenlenen 242. Madde uyarınca da, tefecilik suçu eğer tüzel kişiler tarafından işlenirse ceza, Tefecilik suçunun işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Tefecilik Suçunda Etkin Pişmanlık

Ceza Kanunumuz bazı sayılı malvarlığına karşı suçlarda da etkin pişmanlığa imkan sağlanmıştır, ancak tefecilik bunlardan birisi DEĞİLDİR. Yani tefecilik suçuna karşı etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamaktadır. Nitekim 168 inci maddede; “(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir” denilmektedir.

Tefecilik Suçunun Unsurları

Tefecilik suçunun konusu, fiilin yöneldiği şey veya kişidir.

Tefecilik suçunun konusu paradır. Para, sözlük anlamıyla “Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı olan kağıt veya metalden ödeme aracıdır.” (Para dışında başka misli şeylerin ödünç olarak verilmesi karşılığında kazanç elde edilmesi halinde, özellikle de altının ödünç olarak verilmesi durumunda suçun oluşup oluşmayacağı noktasında öğretide tartışma vardır.)

TCK’nın 241. maddesinde faille ilgili herhangi bir özellik belirtilmediği için tefecilik suçu herkes tarafından işlenebilen bir suçtur. TCK m. 241’de, tefecilik suçunun hareket unsuru ödünç para vermek olarak düzenlenmiştir.

Tefecilik Suçunda Zamanaşımı

Tefecilik suçu zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. Tefecilik suçunun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Söz konusu suç, 8 yıllık dava zamanaşımı süresi içerisinde her zaman soruşturulabilir ve fail hakkında kamu davası açılabilir.

Tefecilik Suçunda Şikayet ve Uzlaşma Süreci

Tefecilik suçu takibi şikâyete bağlı suçlar arasında değildir. Suç, savcılık tarafından resen soruşturularak kamu davası açılır.

Tefecilik suçu, uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

Tefecilik Suçu Yargıtay Kararları

  • YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ E. 2017/2175 K. 2017/4794 T. 7.11.2017

TEFECİLİK SUÇU ( Suç Tarihinin Kazanç Elde Etmek Amacıyla Ödünç Paranın Verildiği Tarih Zincirleme Suçlarda İse Son Suçun İşlendiği Gün Olduğu – Katılanın Alınan İfadelerinde Sanıktan Faiz Karşılığı Borç Para Aldığı Tarihleri Açık Olarak Beyan Etmediği/Yeniden Duruşmaya Celbiyle Sanıktan Kazanç Karşılığı Borç Para Aldığı Tarih veya Tarihler Sorularak Suç Tarihinin Kesin Olarak Tespiti Gerektiği )

  • Yarg. 4.CD., 23.11.2011, 21672/22022

“Sanığa yüklenen tefecilik suçunun mağdurunun vergi gelirinden mahrum kalan hazine olduğu suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen yakınanın kamu davasına katılma hakkı bulunmamaktadır. Suçtan zarar gören Maliye Bakanlığına duruşma günü bildirilerek kamu davasına katılma olanağı sağlanmadan hüküm kurulamaz”

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşabilirsiniz !

Yorum Bırakın

0 262 331 07 59
Logo
Pandemi döneminde alanında uzman avukatlarımız ile online danışmanlık sürecini hemen planlayabilir, yanıtını merak ettiğiniz sorulara 7/24 ulaşabilirsiniz.
This is default text for notification bar